Fikret KÜÇÜKKOYUNCU yazdı…
Bundan yıllar önce işletmede okurken, öğrendiğimde ilgimi çeken ender konulardan biriydi fırsat maliyeti (ya da opportunity cost). Sonra iş hayatına girdiğimde iş hayatının da vazgeçilmez prensiplerinden biri olduğunu yaşayarak tecrübe etmiştim. Sonra bu felsefenin ve teorinin hayatın her aşamasında (iş harici) çok önemli faydaları olduğunu gördüm. Bu yazıda da birkaç örnek vereceğim.
Peki nedir bu fırsat maliyeti?
Fırsat maliyeti, herhangi bir malın üretimini veya satışını artırmak için başka bir maldan vazgeçilmesi, feragatta bulunulması gereken mal ve/veya kazanç miktarıdır. Başka bir deyişle iktisadi bir seçim yapılırken vazgeçilmek zorunda kalınan ikinci en iyi alternatiftir. Ama dediğim gibi aslında sadece iktisadi bir seçim değil hayat ile ilgili tüm seçimlerinizde bu geçerlidir. Örneğin dışarıda yapacağınız bir yürüyüş ile evde oturup sinema izlemek arasındaki seçimdeki fırsat maliyeti, seçilmeyen aktivitenin getireceği olası hazdan mahrum olmaktır. Yani seçtiğiniz aktivite güzel olabilir ama diğeri çok da keyif veriyor ise fırsat maliyeti çok yüksektir.
Örneğin ben bu bakış açısı ile ev satın almamayı tercih ediyorum, çünkü fırsat maliyetinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Eğer birikiminizi 10 yılı bloke edecek bir yatırıma değil daha kazançlı çok daha küçük yatırımlara (arsa, ticaret vs) yatırabiliyorsanız ev almanın fırsat maliyeti bu yatırımları hiç yapamamaktır. Dolasıyla belki evin değeri artmıştır, kira da ödemiyorsunuzdur ama ödediğiniz faizin tutarı+diğer yatırımların getirisi hesaplandığında ev almanın fırsat maliyeti çok yüksek olabilir. İşletmeler için de çok ama çok önemli bir kavramdır Fırsat maliyeti.
Stok ve kategori yönetiminde fırsat maliyeti
Eczane için 2 örnek verelim, biri stok yönetimi (alım konusunda) diğeri teşhir yönetimi ile ilgili. Örneğin, aynı kategoride 2 markayı iyi kârlılık verdi diye stokladınız ama bu markalar nispeten daha yavaş devir hızı olan markalar. Sonra devir hızı yüksek olan markadan çok iyi bir teklif geldi ama bir kere diğerlerini stoklamış oldunuz. Aslında ilk bakışta diğer 2 ürünü de kazançlı almıştınız ama son ürün devir hızını da dikkate aldığınızda size çok daha fazla para bırakıyorsa, aldığınız ilk 2 ürünün fırsat maliyeti= son üründen elde edebileceğiniz kazançtır. Yani o fırsatı kaçırmış olmanızdır.
Teşhir ürünlerinde de çok bakılır buna. Örneğin bir ürün satmıyor diye kasa önüne çıkardığınızı hayal edin. Ürünün fiyatı 10 TL ve ayda 2 adet satıyordu. Banko önüne çıkardınız ve satışını 3 katına çıktı yani 6 adede. Toplam ciro 60 TL, ek satış ise 40 TL oldu. İlk bakışta iyi bir iş yapmış gibi durabilirsiniz ancak fırsat maliyetini düşününce durum pek öyle değildir.
Eğer o değerli alana ayda ortalama 20 adet satan 25 TL değerindeki bilinir bir markayı koyup satışını sadece % 40 bile artırsanız yani 20 adet değil 28 adede çıkarsanız 200 TL ek ciro elde ederseniz. Aynı kârlılık oranında olduğunu varsayarsak (değilse o hesabı da içine katmak gerekir tabi ki) ilk durumda cebinize giren ek satış 40 TL iken ikincide 200 TL olur. Yani fırsat maliyetiniz 200 TL’dir ve kaybınız 160 TL’dir.
Satılmayan ürünü teşhire koymak
Bu çerçeveden bakıldığında perakendede ve eczanelerde yapılan en önemli hatalardan biri satmayan ürünü ısrarla teşhire koymak ya da rafta gereksiz önyüz açmaktır. Bunun fırsat maliyeti getirisinden genelde fazla olmaktadır. O nedenle eczanede yaptığınız her seçimin bir fırsat maliyeti olduğunu düşünerek hareket etmeliyiz.